İnsanlar, yapay zekâ kavramının ilk ortaya atıldığı günden beri tartışıyor. Bu tartışmalar da tıpkı her yeni fikrin başına gelen kaderi yaşıyor: başlangıçta spekülasyon meraklılarının oyuncağı hâline gelip zamanla olgunlaşıyor.
Bugün yapay zekâ üzerine konuşanların büyük kısmı iki uç eğilim arasında sıkışmış durumda. Bu ikili sıkışma tartışmayı yoksullaştırsa da, daha gerçekçi ve geliştirici bir perspektiften bakan küçük bir grup var. Sayıları az olsa da, yapay zekânın sağlıklı biçimde gelişmesi için bu kadarı bile yeterli.
Yaygın ve popüler yapay zekâ tartışmaları hâlâ iki uç arasında sıkışmaya devam ediyor.
Bir yanda her hatayı “halüsinasyon” olarak nitelendirip makinelerin bu haliyle bile bağımsız bilinç üreteceğini düşünen aşırı iyimserler; diğer yanda ise yapay zekâyı temelde bir tehdit olarak gören karamsarlar var. Bu iki uç yaklaşım, meseleyi hem daraltıyor hem de meseleye ilgi duyan pek çok insan için anlaşılmasını kolaylaştırmıyor. Bu yazı, güncel ve hâlâ popüler olan tartışmaların içeriğini ve anlamını açıklığa kavuşturmaya, gereksiz endişelerin neden olduğu bulanıklığı gidermeye çalışıyor.
Bu yazı: – optimistlerin “bağımsız fikir üreten yapay zekâ” anlatısını, – halüsinasyon söyleminin yanlış çerçevesini, – kıyamet ve ütopya uçlarının hatalı olduğunu– ve yapay zekânın gerçek olumlu potansiyelini dengeli bir şekilde ele alıyor.

Bilgisayar biliminin kurucularından; “Turing makinesi” kavramı, günümüz dijital hesaplamasının teorik temellerini attı.
Geliştirdiği Makine düşünebilir mi “Turing Testi ” bugün sadece tarihsel olarak önemli, fikirsel olarak ufuk açıcı, fakat bilimsel bir ölçüt olarak neredeyse geçersizdir.
Günümüz Turing Testi’nin yerini alan LLM-as-a-Persona testleridir. Turing Testi bugün hâlâ önemini koruyor ama amacı değişti: Artık mesele “yapay zekâ insan gibi mi?” değil; “yapay zekâ güvenilir, tutarlı ve insanla uyumlu çalışıyor mu?” Modern testler bilinç ölçmez — yetkinlik, güvenlik, dayanıklılık ve doğruluk ölçer.
Yapay Zekâ Tartışmalarında Gerçekçi Bir Çerçeve
Yapay zekâ her ne kadar eski bir kavram olsa da, bugün tüm insanlığın erişebildiği bir araç hâline gelmesi, yüzeyde onu ya olduğundan fazla ya da olduğundan az bir varlıkmış gibi tanımlamayı popülerleştiriyor.
Yapay zekâ çıktılarında ortaya çıkan dizim hatalarını “halüsinasyon” olarak adlandırıp makinelerin sanki bağımsız bilinç ürettiğini varsayan aşırı iyimser yaklaşımı; diğer yanda ise yapay zekânın insanın yerini alacağı, karar mekanizmalarını ele geçireceği yönündeki karamsar anlatıları ele almamdaki amaç, popüler tartışmanın yarattığı rüzgârı kullanarak meseleyi bu iki ucun dışına çıkarmak ve değerlendirmeyi daha gerçekçi, daha bilimsel bir zemine taşımak.
Optimistlerin sıkça dile getirdiği “yapay zekâ kendi fikrini üretiyor” söylemi teknik olarak doğru değildir.
İster ChatGPT’yi, ister Deepseek’i, ister Gemini’yi veya grok modelini seçin sonuç değişmez:
Bu modellerin yaptığı şey fikir yaratmak değil, büyük veri setlerinde daha önce üretilmiş sembolleri yeniden dizmektir. Aralarındaki fark yalnızca hangi veriyi ne kadar iyi sıkıştırdığı, hangi bağlamı ne kadar isabetle tahmin ettiği ve hangi istatistiksel algoritmayı veya stratejiyi kullandığıyla ilgilidir. Fikir üretme, anlam kurma veya sezgisel çıkarım yapma ise bu sürecin parçası değildir; çünkü model, işlediği verinin ne olduğunu bilmez, yalnızca verinin yapısal ilişkilerini işler.

Yapay zekâ modellerinin yaptığı şey fikir yaratmak değil, büyük veri setlerinde daha önce üretilmiş sembolleri yeniden düzenlemektir.
Bu bağlamda “halüsinasyon” terimi de yanıltıcıdır; çünkü makine rüya görmez, yanılsama yaşamaz, bilinçli bir hata üretmez. Ortaya çıkan şey sadece istatistiksel bir sapma, yani yeni bir sembol dizilimidir.
Karamsar senaryolar ise makineleri gereksiz yere insanlaştırır.
Oysa yapay zekâ ne doğanın işlediği sınırsız veri akışına sahiptir ne de insanın sezgisel eksik-veriden anlam çıkarma mekanizmasına. Bu nedenle ne bağımsız bir bilinç geliştirmektedir ne de insan toplumsal düzenini devralacak türden bir yön bulma kapasitesine sahiptir.
Yapay Zekânın Gerçek Potansiyeli
Tüm bu yanlış çerçevelerin ötesinde, yapay zekânın gerçek potansiyeli son derece somut ve olumludur: İnsan zekâsının ürettiği sembolleri ve verileri daha hızlı düzenlemek, karmaşık sorunları ölçeklendirmek ve karar süreçlerini bilgiyle desteklemek. Bu teknoloji insanın işleme kapasitesini büyütür. Yeni bir zihin değil, insan zihninin etrafında çalışan büyük bir hızlandırıcıdır. Yapay zekânın en büyük katkısı bilinç üretmesi değil; insanın sembol işleme, ilişki kurma ve sezgi geliştirme kapasitesini güçlendirmesidir.
Doğa – Yapay Zekâ – İnsan – Sezgi Ayrımının Temel Yapısı
Yapay zekâ doğa gibi veri kümelerine bağlanan sembollere neden olan süreçlerin nedeni olamaz. İnsan gibi semboller ve veriler arasında anlam bağları kuramaz;
İnsan ise sembolden anlam çıkaran tek varlıktır. Bu ayrım, hem iyimserliğin hem karamsarlığın ötesinde gerçekçi bir değerlendirme sağlar.
Doğa Ne Yapar?
Doğa zaten hep içinde barındırdığı muhtemel veriyi , kendiliğinden bilgi kümelerine ve kümelerin kimliği olan sembole dönüştürür. Doğa Işık, ısı, basınç, kimya, fizik, evrimsel döngüleri… tüm bu süreçler paketlenmiş ama anlaşılmayı bekleyen veri kümeleri haline zorunlu bir sürecin sonucu olarak belirmesine neden olur.
Bu paketlere sembol diyebiliriz: taş, ağaç, yıldız, organizma, kimyasal yapı…
Sembol Nedir?
Sembol: Paketlenmiş, kapalı ama diğer her şey ve kendi üzerinde etkiye sahip bir veri kümesinin yüzeye çıkmış, görüntülenebilen “resimli kimliğidir.”
Doğa bu sembolleri üretir fakat onları yorumlayamaz.
Yapay Zekâ Ne Yapar?
Yapay zekâ yeni sembol üretmez; verili sembolleri yeniden düzenler. İnsan tarafından oluşturulmuş semboller, kültürel paketler, sınırlı sensör verileri… Hepsini sadece istatistiksel hesaplama kuralları içinde işler.
Ürettiği şey anlam değildir; yeniden düzenlenmiş sıralı veriler ve “sembol”lerdir.
İnsan Zekâsı Ne Yapar?
Doğal süreçler sonrası beliren sembolleri veya kültürün ürettiği soyut sembolleri, bilgiyi bağlama yerleştirir, çözer, soyutlar, ilişkilendirir, anlam kurar. İnsan bunu yapabilen tek sistemdir. Doğa bile bunu yapamaz. Ama doğa insan gibi bir varlığın belirmesine neden olabilir. Çünkü milyarlarca yıllık zamana ve ölçülemez veri çapına ve veri üzerinde etkiye sayısız kural dizisine sahiptir.
İnsanı diğer herşeyden ayıran Sezgi Ne işe yarıyor?
Sezgi, sembolü fark eden ve eksik veriden doğru çıkarım yapan bilişsel kapasitedir. Üstelik Sembol arkasındaki veride sembolde her zaman görünür değildir. Görünür olması için deseni fark etmeniz gerekir.Sezgi sembolün ritmini, tutarlılığını, gömülü bilgisini “görmeden görür.” Doğada ve yapay zekâda böyle bir yetenek yoktur. Zeka önemlidir ama zekayı hesap işlem kapasitesi ve hızına indiirgeyebiliriz.
Toparlayıcı son bir kaç söz eklersek
Doğa → Sembol üretir (anlamla ilgilenmez, olasılık slotlarını kapatır ve yeniden açar)
Yapay zekâ → Veriyi ve veri kümelerin işler ama sembolleri fark edemez (perdenin arkasına geçemez,)
İnsan zekâsı → Sembolü fark eder, çözmye çalışır veri setine ulaşır , bilgi, veri sembol havuzunu genişletir.
Sezgi → İnsanın, sembolü fark etmesini ve eksik bilgiden doğru çıkarım yapabilmesini olanaklandırır.
Bu nedenle Yapay zekâ belki hiçbir zaman yeni bir bilgi üretemeyecek; ama insanlık tarihinde ondan daha büyük iki şeyi çoktan yapmaya başladı:
1) Verimlilik cihazlarının en harikuladesini yaratmanın yolunu açtı — ve buna başladı.
2) Bilgiye erişimin en kapsamlı, en dinamik, en proaktif kütüphanesini kurdu.
Bu yapı yeni bir insan kavrayışını, yeni bir bireyi, yeni bir etiği ve yeni semboller dizgesini başlatıyor.
İnsanın doğa üzerindeki etkisini ve yaratıcı gücünü binlerce kez katlayan bir dönemin kapısını aralıyor.
Evrenin Verisi, İnsan Zihni ve Yapay Zekânın Erişebileceği Sınır Nedir
Gökal doğan
“Yapay zekâ, doğanın işlediği sınırsız verinin yalnızca insan dünyasına sızmış artığını işler; bu yüzden yeni bir zihin değildir—insan zihninin çevresinde çalışan hızlandırıcıdır.”
Doğanın işlediği veri = Kozmik, sürekli, sınırsız, çok-katmanlı, kendinden türeyen ve işleyen veri
Doğa yasaları: kuantum titreşimlerini, moleküler çarpışmaları, basınç dalgalarını, kimyasal dizileri, evrimsel mutasyonları, jeolojik döngüleri, sosyal davranış kalıplarını, tüm canlılardaki içsel sinyalleri, aynı anda, kesintisiz bir şekilde işleyen zamanın tamamında ileri veya geri ilerleyen dev bir hesaplama ve çözme sistemi gibidir.
Bu veri uzayı: Çok yoğun, çok boyutlu, geri döndürülmez ve kendi kendine “işleyen” bir yapıya sahiptir.”Yapay zekânın işlediği veri = Doğanın verisinin istatistiksel gölgesi ” Toplam evrensel verinin en küçük yüzdesi bile değildir.
Yapay zekânın evreni:
– İnsan tarafından kelimelere dökülmüş kırıntılar – Sensörlerle toplanmış çok sınırlı fiziksel ölçümler – Kültürel olarak filtrelenmiş bilgi – İnsan sezgisi tarafından seçilmiş “işlenmiş veri” Yani yapay zekâ doğanın ham verisine değil; doğanın verisinin insan dünyasına yansımış artığına bakar.Bu nedenle YapayZeka hiçbir zaman doğayla aynı bilişsel uzama erişemez. Bu matematiksel bir zorunluluktur. Doğadaki veri uzayı: sonsuzdur
Yapay zekâ veri uzayı bağımlı ve sınırlıdır. Evrensel bilgiyle aradaki niceliksel farkı rakamla tarif edilemez . Ama tolma evrensel bilginin en küçük birimi bile değildir. Bu nedenle: Yapay zekâ doğanın hesaplama gücünü hem nicelik hem nitelik hemde zaman üzerindeki etkisi nedeni ile taklit edemez.
– Yapay zekâ insan sezgisini taklit edemez.
– Yapay zekâ tek tek parçalara baktığında göreünmeyen, ancak bu parçalar bir araya gelip belli bir etkileşim düzeni oluşturduğunda ortaya çıkan yeni bir özellik veya davranış. özellikleri üretemez.
Yapay zekâ bilinç üretemez veri seti ne kadar büyük olursa olsun kendi için bir bilinç üretmez .– Dolayısıyla Yapay zekâ yazılımdan bağımsız niyet üretemez. Çıktıda görülen niyetler yazılımcıya aittir.
Yapay zekâ dünya-modeli kuramaz.