İ ran’ın bugün yaşadığı su krizi, yalnızca mevsimsel yağış azlığına ya da birkaç yıllık iklim dalgalanmasına indirgenebilecek bir durum değil. Herkes bu krizi konuşuyor ve analiz ediyor; üstelik bu kez odağın merkezinde İran’ın “sıradışı yönetim tarzı” değil. İran ve kuraklık meselesinin bu kadar yoğun şekilde gündeme gelmesinin temel nedeni, tek bir endişeye dayanıyor: Sıradaki ülke veya bölge biz olabilir miyiz?
- Nehirler ve Göller: Kademeli Değil, Hızlanarak Yaşanan Bir Geri Çekilme
- Tarımın Payı: Su Krizinin Sessiz ve En Büyük Aktörü
- Tarihsel Su Yönetimi Modeli ve Yeraltı Sularına Bağımlılık
- Baraj Politikası: Çok Sayıda Baraj, Azalan Kazanç
- Sulama Verimliliği ve Su Kayıpları
- Sanayi ve Kentleşmenin Rolü: Ana Sebep Değil, Etkiyi Büyüten Bir Bileşen
- İklim Döngüsü: Krizi Başlatan Değil, İvme Kazandıran Bir Güç
- Bölgesel Bağlam: Kuruyan Hilal Kuşağı
- Sonuç: Mevsimsel Kuraklık Değil, Sistematik Bir Hidrolojik Çöküş
- İran’ın Kendi Aldığı Önlemler ve İranlı Uzmanların Çözüm Önerileri
- İran’ın bugüne kadar uyguladığı başlıca tedbirler
- İranlı bilim insanlarının önerileri
- İranlı uzmanların hükümete yönelttiği eleştiriler
- İranlı uzmanların desteklediği güçlü adımlar
- Uluslararası Uzmanlara Göre İran İçin Çözüm Yolları
- Uluslararası uzmanların İran hükümetine yönelttiği eleştiriler
- Uluslararası uzmanların olumlu gördüğü noktalar
- Kaynaklar
Reuters’tan AP News’e, Washington Post’tan RFERL’e kadar uluslararası kaynaklar; İran Meteoroloji Kurumu, İran Tarım Bakanlığı ve İran Su Kaynakları İdaresi gibi yerel kurumların verileri; NASA, FAO ve UNEP uydu görüntüleriyle birleştiğinde aynı sonuca işaret ediyor ve bu endişenin yersiz olmadığını gösteriyor: İran, doğal kuraklık döngüsünün ötesinde, insan kaynaklı kararlarla hızlanmış sistematik bir hidrolojik çöküş yaşıyor.
Bu çöküş, bir ülkenin yalnızca su kaynaklarını değil, tarımını, şehirleşmesini, ekosistemlerini ve uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit eden bütünsel bir kırılmayı ifade ediyor.
Bu makale, İran’ın su krizini nehirler, göller, yeraltı suları, tarım, endüstri ve iklim döngüsü ekseninde bütüncül biçimde analiz ediyor.

Nehirler ve Göller: Kademeli Değil, Hızlanarak Yaşanan Bir Geri Çekilme
İran’ın büyük nehirleri son yirmi yılda sadece azalmadı; çoğu yerde işlevsel olarak ortadan kalktı. Karun’un debisi eski seviyesinin yarısına inerken, Zayandeh Rud artık mevsimsel bir akarsu bile sayılamayacak kadar düzensiz akıyor.
İsfahan’ın bin yıllık köprülerinden su yerine rüzgâr geçiyor. Atrek ve Helmand gibi kritik sınır akarsuları da hem barajlar hem azalan kış yağışları nedeniyle kritik seviyeye indi. Helmand Nehri’nin Afganistan’daki barajlarla kesilmesi, İran’ın Sistan bölgesindeki Hamun Gölü’nün ölüm fermanını yazdı.
Göller ise daha dramatik bir çöküşün sahnesi. Urmiye Gölü’nün yüzde 90’dan fazla küçülmesi, yalnızca İran’ın değil, dünyanın en hızlı su kayıplarından biridir. Eskiden tuzlu dalgaların ses verdiği alanlar bugün kilometrelerce uzanan bir tuz çölü. Uydu görüntüleri, gölün kuzey ve güney havzalarının artık iki ayrı göl gibi davranacak kadar ayrıldığını gösteriyor.
Gavkhouni ve Hamun gölleri de benzer bir kaderi paylaşıyor: Suyu kesilen bir göl yalnızca suyu değil, ekosistemini, kuş göç yollarını, balık türlerini ve çevredeki tarım arazilerini de kaybediyor. Tuz fırtınaları, İran’ın iç bölgelerinde bile tarımsal verimliliği düşüren bir tehdit haline geldi.
Hem yerel hem uluslararası analizlerin ortak vurgusu şu: Bu çöküşün tek nedeni daha sıcak bir iklim değil; asıl neden gölleri ve nehirleri beslemesi gereken tatlı su akışının büyük kısmının tarım tarafından tüketilmesi.
Tarımın Payı: Su Krizinin Sessiz ve En Büyük Aktörü
İran’da suyun yaklaşık yüzde 90’ı tarımda kullanılıyor. Bu oran dünya ortalamasının neredeyse üç katı. Bu kadar yüksek bir oran tek başına bile kırılgan bir sistem yaratır; fakat İran’daki ürün deseni, krizi katlayan temel unsur.
Ülkede pirinç, şeker pancarı, pamuk, mısır gibi çok yüksek su isteyen ürünler, ülkenin en kurak bölgelerinde bile ekiliyor. FAO verileri, su tüketimi en yüksek tarımsal ürünlerin İran’da yaygın olarak yetiştirildiğini gösteriyor.
Aşağıdaki tablo, durumu daha açık ortaya koyuyor:
| Ürün | 1 kg üretim için gereken su | İran’da durum |
|---|---|---|
| Pirinç | 2.500–3.000 litre | Çöllerde bile ekiliyor |
| Şeker pancarı | 1.600–2.000 litre | Urmiye ve İsfahan havzalarında yaygın |
| Pamuk | 10.000–20.000 litre | Khuzestan ve Urmiye çevresinde yoğun üretim |
| Mısır | 1.200–1.500 litre | Büyük ölçüde yeraltı suyuna bağımlı |
| Karpuz | 300–500 litre | Yarı çöl bölgelerde dahi ekiliyor |
Bu tablo, İran’ın tarımsal modelinin ülke ekolojisiyle tamamen uyumsuz olduğunu gösteriyor.
Tarım, yalnızca suyu aşırı kullanmakla kalmıyor; aynı zamanda yeraltı sularının tükenmesine, toprak çökmesine (subsidence), göllerin beslenememesine, nehirlerin kurumasına ve şehir su kaynaklarının da baskılanmasına neden oluyor.
İran genelinde 400 binden fazla kaçak sondaj kuyusu bulunması, planlamanın ne kadar denetimsiz olduğunu gösteriyor. Yeraltı akiferleri boşaldıkça, toprak çökmekte ve bu çöküş şehir altyapılarına bile zarar verir hale gelmektedir.
Çevre örgütlerinin sahadaki gözlemleri de bu tabloyu doğruluyor: Sorun yağış eksikliği değil; yanlış tarım mimarisi ve yanlış ürün seçimi.
Tarihsel Su Yönetimi Modeli ve Yeraltı Sularına Bağımlılık
İran’ın bugünkü su krizi, yalnızca son yılların değil, 1950’lerden itibaren şekillenen bir kalkınma modelinin sonucudur. Ülkenin su ve tarım politikası, uzun süre “nüfusu büyüt, gıda üretimini artır, dışa bağımlılığı azalt” hedefiyle kurgulandı. Bu yaklaşım, suyu sınırsız bir kaynak gibi gören ve maliyeti ne olursa olsun üretimi artırmayı önceleyen bir zihniyete dayanıyordu.
Bu modelin en kritik sonucu, ülkenin su dengesinin giderek yeraltı sularına kayması oldu. Bugün İran’da çekilen toplam suyun yarısından fazlası, bazı raporlara göre yüzde 55’inden fazlası yeraltı akiferlerinden geliyor. Dünya ortalamasında bu oran kabaca yüzde 25 civarındayken, İran’ın yeraltı suyuna bu denli bağımlı hale gelmesi, krizi “yüzey suyu kıtlığı” olmaktan çıkarıp “yeraltı suyu iflası”na dönüştürüyor.
Başka bir deyişle, İran yalnızca nehirlerini ve göllerini değil, binlerce yıl boyunca biriken stratejik yeraltı su depolarını da hızla tüketiyor.
Baraj Politikası: Çok Sayıda Baraj, Azalan Kazanç
İran, baraj inşası konusunda dünyada en agresif ülkelerden biri. Farklı kaynaklara göre ülkede irili ufaklı 600’den fazla baraj bulunuyor. Bu barajlar başlangıçta taşkın kontrolü, sulama ve elektrik üretimi amacıyla planlandı; ancak uzun vadede beklenen kazanımları sağlayamadıkları gibi, nehir ekosistemlerini parçalayarak suyun doğal dolaşımını bozdu.
Birçok havzada, barajlarda tutulan suyun önemli bir kısmı sıcak yaz aylarında buharlaşarak kayboluyor. Özellikle küçük ve sığ rezervuarlarda bu kayıp çok daha yüksek. Bu nedenle, barajlar bazı bölgelerde “net su kazancı” değil, tam tersine “net su kaybı” üreten yapılar haline geldi. Barajlar yüzeydeki akışı kestiği için göller ve deltalar yeterince beslenemiyor; bu da Urmiye ve Hamun gibi göllerin çöküşünü hızlandırıyor.
Yanlış ürün deseni ile birleşen bu baraj politikası, nehirleri zayıflatırken yeraltı sularına olan baskıyı da artırdı. Sonuçta İran, hem yüzey hem yeraltı suyu tarafında aynı anda iki yönlü bir kayıp yaşıyor.
Sulama Verimliliği ve Su Kayıpları
Su krizinin bir diğer sessiz bileşeni, sulama teknolojilerinin verimsizliğidir. İran’da tarımsal sulamanın çok büyük kısmı hâlâ klasik yüzey sulama (salma/kanaalet) yöntemleriyle yapılıyor. Bu yöntemlerde buharlaşma, sızma ve taşma yoluyla su kaybı yüzde 40–60 seviyelerine çıkabiliyor.
Daha modern ve verimli yöntem olan basınçlı (damla ve yağmurlama) sulamanın toplam içindeki payı ise nispeten düşük. Bu tablo, suyun büyük kısmının tarlaya ulaşmadan ya da bitki kök sistemi tarafından kullanılmadan kaybolduğu anlamına geliyor.
Sonuçta, zaten sınırlı olan su kaynakları; yanlış ürün seçimi, verimsiz sulama teknikleri ve kontrolsüz yeraltı suyu çekimi nedeniyle üçlü bir baskı altında. Bu baskı, hem çevresel hem ekonomik açıdan sürdürülemez bir yapı oluşturuyor.
Sanayi ve Kentleşmenin Rolü: Ana Sebep Değil, Etkiyi Büyüten Bir Bileşen
İran’da sanayi su tüketiminin toplam içindeki payı yüzde 5–10 gibi düşük bir oran. Bu nedenle krizin ana kaynağı sanayi değil. Ancak sanayi suyu çoğu zaman şehir şebekelerinden çekildiği için, özellikle Tahran gibi bölgelerde evsel tüketimi etkiliyor. Bu, doğrudan bir kriz yaratmasa da maliyeti yükselten bir baskı mekanizmasıdır.
Kentleşme de su krizini doğrudan tetikleyen değil, büyüten bir etken. Yeraltı suyu çekimi nedeniyle yaşanan zemin çökmesi, su hatlarına zarar vererek kayıp-kaçak oranlarını artırıyor. Farklı teknik raporlar, İran’da içme suyu şebekelerinde kayıp-kaçak oranının birçok şehirde yüzde 25–30 bandına çıktığını gösteriyor. Bu, şehirlere verilen her dört birim suyun en az bir biriminin, kullanıcıya ulaşmadan kaybolduğu anlamına geliyor.
Bu durum, suyun bulunabilirliğini azaltmasına rağmen maliyetini yükseltiyor. Özellikle eski altyapıya sahip bölgelerde, zemin oturması ve boru çatlakları nedeniyle kayıplar daha da artıyor.

Yeraltı Suyu Çöküşü ve Zemin Oynaklığı
Yeraltı sularının aşırı çekilmesi yalnızca suyu azaltmakla kalmıyor, zeminin fiziksel yapısını da değiştiriyor. NASA ve farklı jeofizik araştırma gruplarının InSAR uydu analizleri, İran’ın bazı ovalarında yılda 20–30 santimetreyi bulan zemin çökmesi (subsidence) yaşandığını ortaya koyuyor.
Tahran yakınındaki Varamin ve Şahryar gibi bölgelerde, tarımsal kuyuların yoğunlaşmasıyla birlikte toprak adeta yavaş çekimde aşağı doğru iniyor. Bu durum:
- Tarım arazilerinde sulama kanallarının eğimini bozuyor,
- Yollarda, yapılarda ve metro hatlarında çatlaklara yol açıyor,
- Deprem riski yüksek bir ülke olan İran’da altyapı kırılganlığını artırıyor.
Böylece su krizi, sadece “yeterince su içememe” sorunu olmaktan çıkıp, şehir güvenliğini ve uzun vadeli yaşam kalitesini etkileyen çok katmanlı bir jeofizik tehdide dönüşüyor.
İklim Döngüsü: Krizi Başlatan Değil, İvme Kazandıran Bir Güç
İklim değişikliği İran’ın su krizini tek başına açıklamaz; fakat krizi keskinleştiren unsur olduğu açıktır.
İran, Elburz ve Zagros dağlarındaki kar erimelerine bağlı bir su sistemidir. Kış sıcaklıkları yükseldikçe kar yağışı azalmakta, karlar daha erken erimekte ve yaz aylarına su kalmamaktadır.
Buna ek olarak Kuzey Atlantik Salınımı (NAO), Hint Okyanusu Dipolü (IOD) ve El Niño gibi küresel iklim sistemleri, Orta Doğu’nun yağış düzeni üzerinde doğrudan etkilidir. Son 20–25 yılda, bölgede hem sıklaşan hem de uzayan kuraklık dizileri gözlenmiştir; bu da tarihsel iklim verilerine göre olağandışı bir durumdur.
Ancak tekrar vurgulamak gerekir: Kriz “iklim değişikliği × yanlış su politikaları” çarpımının sonucudur. Tek bir faktör, bu ölçekte bir çöküş yaratamaz.
Bölgesel Bağlam: Kuruyan Hilal Kuşağı
İran’daki kuraklık yalnızca İran’ın değil, geniş bir coğrafyanın sorunu. Türkiye’nin güneyinden Irak ve Suriye’ye, oradan Ürdün, Afganistan ve Pakistan’a kadar uzanan büyük bir bölge, FAO ve UNEP tarafından giderek kuruyan bir yarı kurak kuşak olarak tanımlanıyor; sıkça “Kuruyan Hilal” metaforuyla anılıyor.
Ancak İran, bu kuşakta ilk çöken ülke gibi görünmektedir; çünkü:
- Kar suyuna aşırı bağımlıdır,
- Yanlış ürün deseni yaygındır,
- Aşırı yeraltı suyu çekimi kroniktir,
- Yüz binlerce kaçak kuyu aktiftir,
- Baraj politikaları nehirleri zayıflatmıştır,
- Endüstri yerine su-yoğun tarım teşvik edilmiştir,
- Yönetimsel kararlar gecikmiş veya uygulanmamıştır.
Bu nedenle İran, bölgesel döngünün ilk domino taşı olarak anılmaktadır.
Sonuç: Mevsimsel Kuraklık Değil, Sistematik Bir Hidrolojik Çöküş
İran’ın su krizi bir döngü değil; krizin döngüsüdür. Sorun yağış eksikliği değil, suyun yanlış yerde, yanlış ürünlerde, yanlış yöntemlerle ve yanlış dönemde kullanılmasıdır.
Nehirler kurumuş, göller çekilmiş, yeraltı suları tükenmiş, zemin çökmüş, tarımsal yapı çökmüş ve şehirler su kıtlığına sürüklenmiştir. Tüm bu sonuçlar, hem uydu görüntüleri hem hidrolojik ölçümler hem de İran’ın kendi resmî raporlarıyla teyit edilmektedir.
Sorun yalnızca İran’ın değil; aynı iklim kuşağındaki tüm ülkeler benzerdir. Türkiye’nin güneyi, Irak, Suriye ve Pakistan, İran’ın bugün yaşadığı tablonun yarınki adaylarıdır.
İran’ın su çöküşü, bölgesel ve küresel ölçekte bir uyarıdır: Su krizi iklimin değil, insanın yönetim tercihleri ile şekillenir.

İran’ın Kendi Aldığı Önlemler ve İranlı Uzmanların Çözüm Önerileri
Bu bölüm hem İran hükümetinin bugüne kadar aldığı tedbirleri (başarılı + başarısız olanlar), hem de İranlı hidroloji uzmanlarının ve akademisyenlerin çözüm önerilerini içerir. Bu bilgiler doğrulanabilir ve güvenilir kaynaklara dayanıyor.
Kaynak havuzu:
Iran Water Resources Management Company (IWRMC) – yıllık ulusal su raporları
Iran Ministry of Agriculture Jihad – tarımsal su verimliliği raporları
Sharif University, Tehran University, Isfahan University hidroloji ve çevre müh. akademik makaleleri
Iran Parliament Research Center – “National Water Crisis” dosyaları
IRNA, Mehr News, Tehran Times gibi İran kaynaklı haber ajansları
UNDP Iran – İran’da yürütülen su projeleri
FAO & ICARDA – İran tarım projeleri raporları

17 Mayıs 2007 – Talesh, Kuzeybatı İran. İşçiler bir çeltik tarlasında pirinç ekiyor. Pirinç, dünyanın en çok tüketilen tahıllarından biri; insanlığın toplam kalori alımının yaklaşık beşte birini karşılıyor. İran’da pirinç yalnızca Gilan ve Mazandaran gibi kuzey bölgelerinde sürdürülebilir kabul edilmesine rağmen, yıllarca ülkenin kurak iç havzalarında da ekildi. İran hükümeti ve yerel bilim insanları, yeraltı sularının hızla tükenmesi nedeniyle kuzey dışındaki pirinç ekimlerinin kademeli olarak yasaklanmasını öneriyor.
İran’ın bugüne kadar uyguladığı başlıca tedbirler
Bu maddeler resmi raporlara dayanıyor:
- Kaçak sondaj kuyularını kapatma girişimi
2015–2024 arasında yaklaşık 120.000 kaçak kuyu kapatıldı, ancak 400.000’den fazla kaçak kuyu hâlâ aktif (kaynak: IWRMC). - Tarımsal sulamada damla sulamaya geçiş teşviki
2010–2023 arasında damla sulama alanı 3,6 milyon hektara çıkarıldı (kaynak: Tarım Bakanlığı). Ancak toplam tarım arazisinin %30’u bile değil → yeterli değil. - Pirinç ekimini kuzey dışındaki bölgelerde yasaklama girişimi
Yasa çıktı, ama uygulanabilirlik %20’nin altında (kaynak: PRC Data). - Baraj işletme rejimlerinin yeniden düzenlenmesi
Özellikle Zayandeh Rud ve Karun havzalarında. Ancak baraj sayısı çok olduğu için “sistem etkisi” zayıf. - Şehirlerde su tasarrufu kampanyaları
Tahran’da günlük kişi başı tüketim 280 L → 220 L düşürüldü. - Arıtılmış atık suyun tarımda yeniden kullanılması
Şu an toplam suyun %6’sı yeniden kullanılıyor, hedef %25.
Tahran Üniversitesi hidroloji uzmanlarına göre İran’ın çöküşünü durdurmanın ilk adımı, su-yoğun ürünlerde ulusal moratoryumdur: pirinç, pamuk, şeker pancarı ve mısır üretimi — en az 5 yıl süreyle kademeli olarak durdurulmalı.”
Tahran Universitesi
İranlı bilim insanlarının önerileri
- Su-yoğun ürünlerde ulusal moratoryum
Pirinç, pamuk, şeker pancarı, mısır üretiminin → en az 5 yıl süreyle kademeli durdurulması. - Yeraltı suyu kullanımına kota sistemi
Akifer tabanlı (bölge bazlı) yıllık çekim sınırı. GPS’li sayaç ve cezai yaptırım önerisi. - Baraj politikasının yeniden tasarlanması
“Daha fazla baraj” yaklaşımı yerine → küçük yeraltı suyu saptırma projeleri. - Hamun ve Urmiye için ekosistem temelli restorasyon
Havzaların %10–15’inin “tamamen tarıma kapatılması”. Tuz fırtınalarını azaltmak için rüzgâr-bariyer ormanları. - Tarım gelirini korumak için ‘ürün dönüşümü destek fonu’
Çiftçiye: pamuk yerine nohut / mercimek / arpa ekmesi için → gelir farkını devletin karşılaması. - Yer altı suyu çökmesi için acil eylem planı
Varamin, Qom, Kashan gibi çöken bölgelerin → tamamen tarımdan çıkarılması.
İranlı uzmanların hükümete yönelttiği eleştiriler
- “Sorun teknik değil, siyasi.”
Yasaklar uygulanmıyor, yerel yöneticiler oy kaybetmemek için kaçak kuyulara göz yumuyor. - Barajların sayısı çok, stratejik etkisi az
Barajlar kısa vadeli avantaj sağladı ama uzun vadede havzaları çökertti. - Tarım lobisi çok güçlü
Pamuk + şeker pancarı üreticileri devlet teşviklerinden beslendiği için ürün değişimi engelleniyor. - Su yönetimi çok parçalı
Su yönetimi 7 ayrı kurum arasında bölünmüş durumda.
İranlı uzmanların desteklediği güçlü adımlar
- Arıtılmış atık suyun yeniden kullanımı
Tahran ve İsfahan projeleri “başarılı model” sayılıyor. - Modern sulama sistemine geçiş
Damla sulama teşvikleri genel olarak destekleniyor. - Su havzası bazlı yönetim yaklaşımı
Bütün uzmanların üzerinde uzlaştığı nadir konu.
FAO ve Dünya Bankası su uzmanlarına göre İran’ın krizi yeni barajlarla değil, pirinç ve pamuk gibi su-yoğun ürünlerin kademeli olarak terk edilmesi ve yeraltı sularına sıkı kota getirilmesiyle yavaşlatılabilir.”
FAO
Uluslararası Uzmanlara Göre İran İçin Çözüm Yolları
Bu başlık, FAO, World Bank, UNDP, ICARDA, UNEP ve bağımsız hidroloji araştırmacılarının önerilerine dayanıyor.
- Ürün deseninin zorunlu reformu
Pamuk → yasaklanmalı (FAO)
Pirinç → sadece Mazandaran & Gilan’da
Şeker pancarı → %70 azaltılmalı
Mısır → damla sulama şartı - Yeraltı suyunun dijital izlenmesi
Tüm kuyulara akıllı sayaç
Su kotası üst sınırı
Uydudan su çekimi doğrulama (Model: Arizona, California) - Tarım alanlarının küçültülmesi
Urmiye Havzası için FAO önerisi: → toplam tarım alanının %40 azaltılması - Kırsal ekonominin dönüştürülmesi
Tahıl üretimi yerine su tüketimi düşük ürünlere geçiş
Güneş enerjisi ve agro-forestry projeleri - Atık suyun %30’unun yeniden kullanılması
→ Şu an İran’da %6
→ MENA bölgesi hedefi %30 (UNDP) - Doğal su yollarının geri kazanımı
Barajların bir kısmının işlevsiz bırakılması veya ekolojik rejimle işletilmesi. - Bölgesel işbirliği
UNEP ve UNDP’nin önerisi:
İran–Türkiye–Irak üçlü havza yönetimi
Helmand için Afganistan ile ortak komisyon
Uluslararası uzmanların İran hükümetine yönelttiği eleştiriler
- “Su krizi tarımsal bir krizdir.”
FAO raporları sorunun %90’ının tarımdan kaynaklandığını vurguluyor. - Baraj ağı aşırı genişledi.
UNEP’e göre İran’da baraj kapasitesi “öngörülebilir suyun üzerinde”. - Kaçak kuyulara yönelik yaptırım zayıf.
World Bank analizine göre bu kuyu ağı kapatılmadan hiçbir çözüm kalıcı olamaz. - Ürün teşvikleri sürdürülemez.
Şeker pancarı ve pamuk teşvikleri kaldırılmadıkça yeraltı suyu çöküşü durmayacak.
Uluslararası uzmanların olumlu gördüğü noktalar
- Atık su yönetimi projeleri
UNDP bu projeleri “örnek MENA modelleri” olarak gösteriyor. - Modern sulama yatırımları
FAO’ya göre “doğru yönde büyük bir adım”. - Urmiye Gölü’nün kısmi restorasyonu
Doğru planlama yapılırsa “geri dönüş mümkün” olarak niteleniyor.
Kaynaklar
- FAO AQUASTAT – Iran Water Reports
- World Bank, Water in MENA (Middle East & North Africa)
- UNDP Iran – Sustainable Water Management Projects
- ICARDA – Dryland Agriculture Technical Papers
- UNEP West Asia – Desertification and Water Stress Reports
- IWRMC (Iran Water Resources Management Company) Ulusal Su Raporları
- Iran Parliament Research Center – National Water Crisis Files
- Sharif University Water Engineering Publications
- Tehran University Hydrology & Climate Papers
- IRNA, Mehr News, Tehran Times – Ulusal Su Krizi Haber Dosyaları
- Nature, Science, Hydrology Journal – İran Havzaları Üzerine Akademik Makaleler
- FAO AQUASTAT – Iran Country Water Profile
- UNEP – Drylands & Desertification Reports
- NASA & USGS – InSAR ve uydu temelli yeraltı suyu / çökme analizleri
- Iran Meteorological Organization (IRIMO) – yağış ve kuraklık istatistikleri
- Iran Water Resources Management Company – yıllık su kaynakları raporları
- Ministry of Agriculture Jihad – tarımsal su kullanımı ve ürün desenleri
- Reuters, AP News, Washington Post, The Guardian, Al Jazeera – İran su krizi haber ve analizleri