Tiyatro, heykel, uçak; sanat ve bilim

Ayhan Bektaş
7 Dakika Okuma
Bir Filozofun Orrery Üzerine Ders Vermesi veya tam adı, Güneşin yerine bir lambanın konulduğu Orrery Üzerine Ders Veren Bir Filozofun Resmi , Joseph Wright of Derby'nin 1766 tarihli bir tablosu

 Türkiye gibi ülkelerde sıkça duyulan o cümle var ya: “Siz heykel yaptınız, biz uçak yaptık.” İlk anda “işe yarayanın” zaferi gibi durur. Heykel burada “lüks”, uçak ise “gerçek” kabul edilir. Sanat sanki oyalanmadır; bilim ise çalışkanlığın tek meşru adıdır. Oysa bu karşılaştırma yalnızca sanata haksızlık değil, bilimi de yanlış yerden yüceltmektir. Çünkü bilimin gücü yalnızca üretmekten değil; doğru problemi bulmaktan, onu görünür kılmaktan ve insanla temas ettirmekten gelir. Uçak yapmak, ancak insanı ve dünyayı doğru okuyabildiğinde ilerlemedir; aksi halde “hız” olur, “yön” olmaz.

Üstelik bu, romantik bir “sanat savunması” değildir; bilim tarihinin içinden gelen bir gerçekliğe dayanır. Bilim, özellikle Avrupa’da uzun bir dönem boyunca tiyatronun sahneleme araçlarını kullandı: Bilgi yalnızca metinle değil, gösterilerek, dramatize edilerek ve canlı anlatımla dolaşıma girdi. Bilimin dili tam oturmadan önce, bilimin görünürlük dili çoğu zaman “sahne”ydi. Bu yüzden mesele, çoğu tartışmada sanıldığı gibi “sanat–iş” karşıtlığı değildir; asıl kırılma hattı sanat–bilgi ikiliğidir. Avrupa’nın aştığı şey “sanat işe yaramaz” fikri değil; sanatın bilgiden, düşünceden ve kamusal akıldan ayrıştırılmasıdır. Sanatı bilgiyle yan yana koyabilen toplumlar bilimi yalnızca hızlandırmadı; derinleştirdi, yön verdi ve ufuk açtı.

Amaç yeni bir formül ya da teori üretmekten çok, bilimi görünür, hissedilir ve düşünsel olarak deneyimlenebilir kılmaktır.

Bu yaklaşım, bilimi laboratuvarın dışına taşır. Onu insanla, duyuyla ve anlamla buluşturur. Özellikle mühendislik ve temel bilimlerde çalışanlar için bu temas, bir “yan uğraş” değil; düşünme altyapısını  oluşturur.

Teknik alanlarda çalışanların en büyük riski, problemi hızla çözmeye çalışırken onu yeterince doğru tanımlayamamaktır. Sanat burada devreye girer.

Sanatla temas eden mühendis ve bilim insanları:

• Yaratıcılıklarını artırır, teknik problemlere özgün çözümler üretebilir

• Soyut düşünme becerilerini güçlendirir, karmaşık sistemleri daha iyi kavrar

• İletişim yeteneklerini geliştirir, projelerini insanlara daha etkili anlatır

Sanat bilimi yavaşlatmaz; derinleştirir ve yön açar.

Yeni fikirler çoğu zaman disiplinler arası etkileşimden doğar. Sezgi ve hayal gücü, bilimsel keşfin ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle Galileo, Newton, Einstein, Darwin gibi isimler sanattan uzak değil; tam tersine onunla iç içe düşünen insanlardı.

• Galileo, perspektif ve çizim bilgisiyle doğayı doğru gözlemledi

• Newton, simetri ve oran anlayışıyla evrensel yasaları kurdu

• Einstein, keman çalarak sezgisel düşünceyi besledi

• Darwin, doğayı estetik bir bütün olarak sabırla gözlemledi

Sanat, bu isimler için başka bir meslek değil; bilimi kurarken kullandıkları düşünme aracıdır.

Sanat üretmek zorunlu değildir. Herkes sanatçı olmak zorunda da değildir.

Ama sanatla temas etmek bir araçtır. Düşünme kasını çalıştırır. Bilimde hayati olan derin odaklanma, anlam kurma ve çoklu perspektif geliştirme yetisini besler.

Bugün asıl sorun hız değildir. Asıl sorun doğru yöndür.

Yanlış probleme hızlı koşmak zaman kazandırmaz; zaman kaybettirir.

Sanat, bu savrulmayı azaltır.

İnsanı İnsana Anlatma: Tiyatro Sanatı

Tiyatro, insanın kendini, başkasını ve hayatı sahnede canlı olarak anlamaya çalıştığı sanattır.

Metin, beden, ses ve seyirciyle birlikte var olur.

Ama tiyatro yalnızca sahnede olan biten değildir. Aynı zamanda disiplinli bir hazırlık, ortak düşünme ve kolektif sorumluluk sürecidir.

Bir oyuna hazırlanırken:

• Metin seçilir ve dramaturjik olarak tartışılır

• Oyun zamanı, mekânı ve insan ilişkileri analiz edilir

• Oyunculuk çalışmaları yapılır (beden, ses, duygu, doğaçlama)

• Karakterler üzerinde çalışılır, roller belirlenir

• Sahneleme kurulur, provalar yapılır

Bu süreç, gönüllülüğe rağmen yüksek bir disiplin gerektirir. Çünkü tiyatroda sorumluluk bireysel değil, kolektiftir.

İTÜ Oyuncuları: Bilimle Sanatın Kesiştiği Bir tiyatro grubu

İTÜ Kültür Sanat Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren İTÜ Oyuncuları, bu yaklaşımın somut örneklerinden biriydi. Grubun kurucuları; Metalurji Mühendisliği kökenli yönetmen İsmail Demirkaya ve yönetmen yardımcısı Erdal Kuyumcu, tiyatroyu yalnızca sahneye çıkan bir ürün olarak değil, bir düşünme pratiği olarak ele alıyordu.

Üç yıl boyunca bu grubun içinde yer almak; oyunlar hazırlamak, üniversiteler arası turnelere katılmak ve ODTÜ Şenlikleri gibi etkinliklerde seyirciyle doğrudan eleştiri sürecini yaşamak, benzersiz bir deneyimdi. Oyunlardan sonra her grubun sahneye çıkıp seyircinin eleştirilerini dinlemesi, tiyatronun düşünsel boyutunu derinleştiriyordu.

Grubun en güçlü yanı, disiplinler arası yapısıydı: fizik, kimya, elektronik, metalurji, inşaat mühendisliği, mimarlık… Herkes kendi bakış açısını dramaturji masasına taşıyor, oyun ortaklaşa sahipleniliyordu.

Sahnenin Hayata Taşınan Etkisi

Bu tür bir tiyatro deneyimi sahnede kalmaz.

Sonrasında ister iş hayatına ister akademiye yönel, kişi yaptığı işe daha bütüncül bakar. İnsan ilişkilerini okuma becerisi gelişir, eleştiriye açık olma pratiği kazanılır, disiplinli ekip çalışmasının değeri anlaşılır.

Bu gruptan çıkanların kimisi Amerika’da çalıştı, kimisi Türkiye’de iş insanı ya da müteahhit oldu, kimisi tiyatroya devam ederek kendi grubunu kurdu. Ortak nokta şuydu: Hepsi, düşünme biçimini şekillendiren güçlü bir kültür-sanat deneyimiyle hayata devam etti.

Sanat Bir Lüks Değil, Altyapıdır.

Doğru insanlarla, doğru ortamda yapıldığında tiyatro; insanın kendini tanımasını, başkasını anlamasını ve dünyaya daha geniş bir çerçeveden bakmasını sağlar. Bu da bilimi, mühendisliği ve akademiyi daha nitelikli kılar.

Kaynakça / Literatür

1. Snow, C. P. The Two Cultures. Cambridge University Press.

2. Root-Bernstein, R., & Root-Bernstein, M. Sparks of Genius: The Thirteen Thinking Tools of the World’s Most Creative People. Houghton Mifflin.

3. Einstein, A. Ideas and Opinions. Crown Publishers.

4. Darwin, C. The Voyage of the Beagle. John Murray.

5. Kandinsky, W. Concerning the Spiritual in Art. Dover Publications.

6. Arnheim, R. Visual Thinking. University of California Press.

7. Brook, P. The Empty Space. Penguin Books.

8. Barba, E., & Savarese, N. A Dictionary of Theatre Anthropology. Routledge.

9. Zeki, S. Inner Vision: An Exploration of Art and the Brain. Oxford University Press.tt

10. Wilson, E. O. Consilience: The Unity of Knowledge. Vintage Books.

 

Bu Makaleyi Paylaş
Takip Et:
Kimyager & Popüler bilim alanında yazar
Yorum yapılmamış